Televizyon karşısına geçmiş bir “talk show” izliyorsunuz ya da telefonunuzdan… Zaten her şeye telefonlarınızdan ulaşmak daha kolay artık. İletişimin bu kadar arttığı bir çağda yanlış bilgilerde, haberlerde boğulmamanız mümkün değil. Buradaki “bilgi” sözcüğüne biraz daha derinlemesine bakacağız. Ama şu “talk show”’daki fenomen hanımefendinin size yıldızlardan, biyo-enerjiden, çakralardan bahsederek belki geleceğinizle belki de sıhhatinizle ilgili alacağınız kararlar üzerine ahkam kesmesine kulak verelim. Neler diyor hanımefendi; “bu ay şu gruptakiler yatırım yapmasın, bu hafta şu gruptakiler sevdiklerine daha çok zaman ayırsın” ya da “aman ha şu burçtakiler mide sorunlarına dikkat etsin ...”. İşte tam burada, bu kişinin, bu bilgileri ile karar vermeniz için ne kadar güvenilir olduğunu aklınızdan geçirin. Mistik güçler, metafiziksel olgular, kulaktan dolma dedikodular işte bunların hepsi bilimin dışında tanımlanan sözde bilim ya da bilim olmayana ait konular.
Bilimsel bilgi; bilimsel yöntemler kullanılarak elde edilmesi bakımından diğer bilgilere göre farklılık göstermektedir. Bilimsel bilgi; tümevarımsal, yanlışlanabilir, belirli bir otorite tarafından kabul edilmiş olma gibi kavramları içinde barındırır. Bu haliyle bakıldığında; bilimsel yöntemi bilmek ve bilimsel bilgiye giden yolu tayin etmek, alacağınız kararlarda size çok güçlü olasılıklar sunmuş olacaktır. Bu olasılıklarla yetinerek kararlar almak tamamen sizin elinizde. Ben burada oldukça orta yolcu davranıyorum. Çünkü bilim ve sözde bilimin ayrımına ilişkin birçok tanım ve ilke bulunsa da bazı post modern epistemoloji felsefecileri bilim ve sözde bilimin ayrımına gerek olmadığı kanısındadır. O zaman bu şu demek olabilir mi?:
-Bilimi göz önünde bulundurmadan hayatımıza yön verebiliriz.
İşte bu durumda benim gibi orta yolcu olacaksanız buna da “hayır” cevabını vermek zorunda kalacaksınız. Bilimsel bilgi henüz daha ortaya çıkışından itibaren “yanlışlanabilir” olarak tanımlanmaktadır. Bu da ona olan inancı azaltmaktadır. Gelin görün ki, bilimsel bilgi birikmiş yapısı nedeniyle çoğu zaman içinde değişmez bir çekirdeği de barındırdığı söylenebilir.
Kafalar iyice karışmışken belirtmek isterim ki bu konularda taraf olmak zorunda değilsiniz. Sözde bilim olarak tanımlanan astroloji ya da reiki gibi konulara olan inanışlarınızı tamamen size bırakıyorum. Fakat bilmelisiniz ki; bu tür sözde bilim konularının birçok bilimsel tezle ortaya konulmuş, akıl ve mantıkla ters düşen yanları bulunmakta. Sözde bilim size alakasız otoriterler gösterebilir, bilimsel tanımları kullanarak ilgisiz tümevarımsal sonuçlar ortaya çıkarabilir, tekrarlanabilir gözlemler sunamayabilir, gözlemlenmesi imkânsız geçmişten ya da gelecekten iddialar ortaya koyabilir, doğal olanı doğru bir bilgi gibi gösterebilir… Bunları çok inandığınız bir yaşam koçunun kitabında bilimmiş gibi yani sözde bilim olarak satıldığını gördüğünüzde lütfen daha fazla sorgulayın.
Sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış açısıyla bilim aslında ne kadar da heyecan verici. Bunu bilim dışındaki savlarda bulmak pek mümkün değil. Düşünsenize bilimsel bir tez ortaya atılır atılmaz adeta o tezde bir eksik bulmak ya da farklı yanlarını ortaya koymak için birçok bilim insanı hemen gardını almaktadır. Bu hengâmeden canlı çıkmak çoğu zaman mümkün olmasa da öldürmeyen şey bazen güçlendirir durumu ortaya çıkarır. Daha önce bahsettiğimiz ve bilginin çekirdeğini oluşturan sağlam kısmı dışında etrafında oluşan savlar ne kadar doğrulanırsa o bilgi o kadar bilimsel olmaktadır.
Sözde bilim kapsamında sürekli sizi aldatmaya çalışan örneklerle karşılaştığınız bir çağda yaşıyorsunuz. Bu uygulamalar için açık kapı bırakıyor bile olsanız mutlaka bunların bilimselliğini sorgulamayı unutmayınız.
Ömür ÖZÇELİK


0 Yorumlar