Ticker

6/recent/ticker-posts

EĞİTİMCİ-YAZAR YAŞAR SAĞLAM RÖPORTAJIMIZ...

 



 

Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Sizi, sizden dinleyebilir miyiz? Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Ben teşekkür ederim. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

1953 yılında Dinar Karabedir Köyünde doğdum. Köyden Dinar’a taşınmamıza aklım ermiyor. 2-3 yaşında iken Dinar’a taşınmışız. Babam hayvancılıkla uğraşırdı. Ben ailenin önce üçüncü, daha sonra ablamın vefatıyla ikinci çocuğuyum. Vefat eden ablam dışında altı erkek iki kız kardeşim var. Babamın mesleği(koyunculuk) nedeniyle Dinar’ın hemen hemen tüm mahallelerinde, besihanesi ve yanında iki odalı basit bir evi olan yerlerde kiracılık yaptık. İlkokula Yeniyol İlkokulunda rahmetli ablamla beraber başlamıştık. İlkokula başladığımızda evimiz şimdiki Konak mahallesinde Çivril yolu üzerindeydi. Kar kış demeden oradan Yeniyol İlkokuluna gelirdik. İlkokul dördüncü sınıftan beşinci sınıfa geçtiğimizde nerden duyduysam, İlkokul Öğretmeni yetiştiren İlk Öğretmen Okullarına girişte Köy Okulundan mezun olanlara imtiyaz sağlandığını duymamla ben beşinci sınıfı köyde okuyacağım diye tutturdum. Kendi Köyümüzde o tarihte beşinci sınıfa sahip ilkokul bulunmadığımdan yakın komşu köy olan Akça Köyde dayımlarda kalıp orada beşinci sınıfı okudum. Ancak amaçladığım İlk öğretmen Okulu sınavını kazanamamıştım. Ortaokulu ve Liseyi Dinarda bitirdim. Dinar Lisesi mezunuyum. Liseden sonra üç yıllık Eğitim Enstitüleri sınavlarına katıldım. Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü Fizik-Kimya- Biyoloji Bölümünü kazanarak üç yıl sonunda ilk öğretmenliğim için Urfa Gazi Ortaokulu Fen Bilgisi Öğretmenliğine atandım.1976-1978 yıllarında Urfa’da görev yaptım. 1978 yılında askerlik görevi için öğretmenlikten istifa edip Yedek Subay olarak 18 ay askerliğimi yaptım. Askerlik dönüşü Dinar Haydarlı Ortaokulunda göreve başladım.1980 yılı ekim ayında Dinar Lisesine öğretmen olarak atandım. Bu okulda öğretmen ve Müdür Başyardımcısı ve Müdür olarak 2011 yılına kadar görev yaptım. Arkasından Dinar Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne atandım ve 2015 yılında bu görevde iken emekli oldum. Halen Dinar’da yaşıyorum.

 

Ömrünüzün büyük bir bölümü eğitimin içinde geçti. Unutamadığınız bir anınız yada sizde iz bırakan bir öğretmeniniz, öğrenciniz oldu mu? Bizimle paylaşır mısınız?

 Uzun süren eğitim görevim sırasında çok sayıda hatıramız oluştu. Sizlere hemen aklıma gelen bir hatıramı anlatayım. Dinar Lisesi’nde Müdür olarak görev yaparken öğrencilerimizi Çanakkale Şehitliklerine götürmeyi planladık. Daha önce gezilerde tek arabayla yapılan gezilerde kontrolün ve kalacak yer bulmanın da daha kolay olduğu düşüncesiyle bit otobüs kapasitesinde öğrenci konusunda karar aldık. Yani kırk civarında öğrenci götürmeyi planladık. Öğretmenler sınıfta öğrencileri gezi konusunda bilgilendirip, müracaatları toplayıp geldiklerinde öğrenci sayısının yüz elli civarında olduğunu görünce planımızın tutmayacağını düşünerek, ne yapabilirizi sorgulamaya başladık. Benim aklıma geziye giderim diyen öğrencilerin bir miktar para ile dilekçe vermeleri fikri geldi. Öğretmenler bu konuda çalışma yaptılar öğrenci sayısı seksen beş gibi bir sayıya düştü. Sayı yine de fazlaydı.  Kararımız olan kırk öğrenciyi nasıl sağlayabiliriz derken, seksen beş öğrenciyi ders başarı sırasına göre sıralamak, ilk kırk öğrenciyi kabul etmek fikri akla yatkın geldi. Sıralamayı yaptık beş öğrenciyi de yedek olmak üzere not durumuna göre ilk kırk beş öğrencinin listesini ilan tahtasına astık, diğer öğrencilerin dilekçe ve peşinat verdikleri parayı iade ettik.

Artık problemi çözmüş rahatlamıştık. Bu rahatlığı yaşadığım sırada Müdür Odası kapısı çalındı, bir öğrenci benimle görüşmek istediğini söyleyerek odama girdi.

-Hocam ben Çanakkale gezisine katılmayı çok istiyordum, benim babamın dedesi Çanakkale’de şehit kalmış. Ancak asılan listede benim adım yok. Dedi.

-Bende bu listedeki kırk beş öğrencinin not ortalamalarına göre sıralandığından falan bahsederek adil davrandığımızı açıklamaya çalıştım.

Öğrenci bunun üzerine bir cevap verdi ki beni gerçekten sarstı etkiledi.

-Hocam peki ben bir şey sorabilir miyim. Dedi Sor bakalım dediğimde;

-Hocam acaba benim babamın dedesi Çanakkale’ye şehit olmaya gönderilirken de okul başarısı sırasına göre mi seçildi.

Verecek bir cevap bulamadım. Oğlum hazırlan dilekçeni ve paranı getir, ben seni Çanakkale’ye götüreceğim. Diyebildim.

 

Dinar’ın eğitim ve kültür hayatına yaptığınız katkılar hepimizin malumu. Bu katkılar arasında sizin için en anlamlısı hangisi?

Öğrencilerimizin hayata hazırlanması, sorumluluk ve karakter sahibi yetişmeleri için yaptığımız eğitim çalışmaları benim için her zaman öncelikli amaç olmuştur. Daha iyisi mutlaka yapılabilirdi belki ama ben yönetici görevim sırasında bu amacı gerçekleştirmek için çok emek verdim. Dinar Lisesi’nde görev yaparken CEMRE adıyla bir okul dergisi çıkarmıştık. Bu önemliydi. Yine bu görev sırasında Almanya’da bir okulla kurduğumuz kardeş okul çalışmaları sayesinde Almanya’dan gelen öğrenci ve öğretmen grubunu Dinar’da üç hafta ağırladık, ve arkasından otuz öğrenci öğretmen ve benim katıldığım bir grupla Almanya’da üç hafta bizlerde ailelerde misafir edildik.

Dinar Kültürüne çok büyük bir katkımız oldu mu olmadı mı bilmiyorum ama Halk Eğitim Müdürlüğüm sırasında yerel tarih ve yerel kültür konusunda bazı çalışmalarda bulundum. Şu anda Dinar’da Kültür Bakanlığınca belge ile onurlandırılan Halk Şairlerimiz, kalem şairlerimizin olması ilçemiz için bir gurur kaynağıdır. Bu sonuca ulaşmada ekip olarak yapılan çalışmalarda şahsım olarak verdiğim emek benim için de bir gurur kaynağıdır. Bu çalışmalar sırasında tespit ederek Dinar’a ve tüm Türkiye’ye tanıttığımız Halk Şairi Süleyman Uysal ve merhum Kaval ustası Mustafa Akçay ilk aklıma gelenlerdendir.

 

Yazarlık yönünüz olduğunu biliyoruz. Yazmak, sizin için ne ifade ediyor?

Edebiyatla kitaplarla aram öğrencilik hayatımda da iyiydi. Öğrenci iken Dinar Halk Kütüphanesinden ödünç alıp okuduğum ilk kitaplardan bu yana kitap okumak hayatımın tamamlayıcısı olmuştur. Tabii insan okuyunca anlatmak istiyor, tekrarlanan anlatmalar kitaplarla iç içe olmayı sağlıyor. Başlangıçta güzel sözleri, okurken etkilendiğim cümleleri bir yerlere kayıt edip dosya haline getirme gibi bir alışkanlık edinmiştim. Gün geldi bu notlar çoğaldı bir araya gelme arzusuyla kısa yazılara, hikayeler veya mahalli tarihe dönüştü. Hala uzanıp dinlenirken aklıma gelen bir mısra veya cümleyi hemen kalkıp not etmek gibi bir alışkanlığım devam ediyor. Bu konuda Eğitim Enstitüsünde öğrenci iken Türkçe dersimizin öğretmeni (daha sonra Profesör olan Şerif Aktaş) ders sırasında sınıf içi bir ödev vermişti. Yaşadığımız yeri anlatan tanıtan bir kompozisyon yazmamızı istemişti. Ben hemen kaleme sarıldım. Eski Isparta yolunun Dikici Köyü ile Dinar arasındaki asfaltın iki tarafındaki çok büyük söğüt ve iğde ağaçlarıyla yol sanki bir ağaç tüneli gibiydi. Çocukluğumda bu yol benim sürekli dikkatimi çekerdi. Kalabalık yolcusuyla Isparta’dan Dinar’a gelen gürültülü, havasız bir dolmuşun negatif havasının bu tünele girer girmez nasıl değiştiğini, ağaçlar arasında zor fark edilen Dinar ve nüfusunun(yanlış hatırlamıyorsam nüfus 4900 idi) yazılı olan levhayı okuyan yolcuların etrafı nasıl ilgiyle gözledikleri, biraz sonra ilçe içinden geçilerek yine gıpta ile seyir edilen Suçıkan v.s gibi konuları anlatan bir tanıtım yazısı yazmıştım. Olacak ya Hocam dersin sonunda yanıma gelerek kalk bakalım yazdığın yazıyı sınıfla paylaş demişti. Yazıyı okurken ders zili çalmış ama öğretmenim devam et ve bitir demişti. Bitirdim. Yanıma geldi bu yazıyı sen ne zaman yazmıştın diye sordu. Ben de şimdi derste yazdım dediğimde, inanmamış olmalı ki, dudağını bükerek Yaşar Sağlam sen yanlış bölümdesin farkında mısın? Demişti.

 

Dinar’ın Milli Mücadeledeki yerini anlatan önemli bir esere imza attınız. Bundan sonra yazmak istediğiniz veya üzerinde çalıştığınız bir konu var mı?

Milli Mücadele yılları uzun zaman benim hep gündemimde olmuştu. Çevremizdeki il ve ilçelerin Yunanlılar tarafından işgali, o zamanlarda yaşananlar ve özellikle ilçemiz Dinar’da neler olduğunu çok merak etmişimdir. Bu konuda yıllar boyunca okuduğum yazıları, kitapları, üniversitelerde bu konuyla ilgili hazırlanan  tezler, makaleler gibi dökümanları toplamış bir dosya haline getirmiştim. Büyüklerimden bu devirde yaşanan hikayeleri defalarca dinlediğim olmuştur. Milli mücadelenin üzerinden yüz yıl geçmiş olmasına rağmen Dinar özelinde bir kitap olmaması beni ”Milli Mücadelede Dinar” adlı kitabı hazırlamaya yöneltti. Eksikleri vardır ama ben mevcut bilgilerin çoğuna ulaşarak bu çalışmayı yaptığıma inanıyorum Bu eksikleri de bizden sonra gelecek genç arkadaşların tamamlayacağını düşünüyorum. Şu anda zamanımın çoğunu okuyarak geçiriyorum. İleriye dönük bir hikaye kitabı çıkarmak düşüncem var. Şu anda bu kitapta yer alacak hikayeleri yazarak hazırlık yapmaktayım.

 

Hayatınızın geri kaplanı için en önemli hedefiniz nedir? 

Okumak, öğrenmek ve bunları çevremle paylaşmak beni mutlu ediyor.

 

Şimdi de 10 soru 10 cevap bölümümüze geçelim. Bu bölümde size 10 soru soracağız, mümkünse tek kelimelik ya da tek cümlelik cevaplar vermenizi rica ediyoruz.

1 Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?

 

Kendim olmakla bir problemim yok.

2 En sevdiğiniz yazar ve kitabı hangisi?

 

Cengiz Aytmatov-Beyaz Gemi

 

3 Kahramanınız kimdir?

 

Kahramanım Türk Milletidir.

 

4 En sevdiğiniz şarkı ve şarkıcı hangisi?

 

Batan gün kana benziyor-Müzeyyen Senar

 

5 En etkilendiğiniz film sahnesi hangisi?

 

Reis Bey – Merhamet nedir bilmeden anlamak olur mu?(İdam mahkumunun annesinin mahkeme reisine söylediği söz)

 

6 En sevdiğiniz kelime hangisi?

 

Gül

 

7 Hayata yeniden başlasanız hangi mesleği seçerdiniz?

 

Herhalde öğretmen olmayı isterdim

 

8 Tarihin hangi döneminde yaşamak isterdiniz?

 

Alparslan’la Malazgirt’te olmak

 

9 Tek cümleyle hayat felsefeniz?

 

Hayat her şeye rağmen yaşanmaya değer.

 

10 Şu an ki ruh haliniz?

 

Bazı keşkelerim var.

Yorum Gönder

0 Yorumlar